Blog

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU

blog post

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU

   Yaşantımız boyunca karar mekanizmamızı harekete geçirecek, tercihlerimiz doğrultusunda bizi olumlu ya da olumsuz davranışlara sevk edecek, mevcut durumu değerlendirerek tehlikeli ya da güvenli ortamları belirlememizi gerektirecek sayısız durumla karşılaşırız. Bu yaşantılar sırasında kişi duygusal ve fiziksel sağlığını güvende tutmak adına olumsuz sonuçları öngörme isteği içindedir ki, tüm bu tutumlarımız bizim zarar görme olasılıklarımızı azaltması bağlamında sağlıklı bir farkındalık yaratmaktadır.

   Fakat bu yaşantılar sırasında kişi ağırlıklı ve neredeyse tamamen olumsuz sonuçlara odaklanıyorsa, sürekli oalrak aşırı bir endişe içerisindeyse, belirli bir durum karşısında doğabilecek en kötü sonuca hatta gerçekdışı sonuçlara odaklanıyorsa ve tüm bu eğilimleri sebebiyle günlük rutinlerinde aksamalar ve fiziksel sağlığında uykusuzluk, endişe, öfke kaynaklı bozulmalar mevcut ise burada “Yaygın Anksiyete Bozukluğu”ndan söz edilebilir.

   Yaygın Anksiyete Bozukluğu; en az altı ay süreyle hemen hemen her gün, birçok olay ya da etkinlik hakkında (işte ya da okulda başarı gibi) aşırı kaygılanma ve kuruntulara kapılma halidir. Kişi kendini kuruntulara kapılmaktan alıkoyamaz. Çocukluk ve genç yetişkinlik dönemlerinde başlayabilen Yaygın Anksiyete Bozukluğu; belirgin bir sebeb bağlı olmaksızın ya da mevcut duruma bağlı fakat uygunsuz ve aşırı sayılabilecek endişe ile karakterizedir.

   Belirgin Yaygın Anksiyete Bozukluğu belirtileri;

·         Huzursuzluk

·         Aşırı Heyecan

·         Gereksiz Endişe

·         Kolay Yorulma

·         Konsantrasyonda Güçlük

·         Kaslarda Gerginlik

·         Uyku Problemleri

   Yaygın Anksiyete Bozukluğu’nun psikoterapi ile tedavisi sürecine başlamadan önce, bozukluğun herhangi bir fizyolojik temeli olup olmadığını görmek adına değerlendirmeler yapılır. Tedavide hem farmakolojik hem de psikolojik uygulamaların kullanıldığı birleşik modelin kullanılması yaygındır. Bu süreçte anksiyeteyi arttırabilecek ürünlerden uzak durulması ve tüketiminin azaltılması önemlidir. Psikolojik tedavi sürecinde dinamik psikoterapi, destekleyici psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapi tekniklerinin hepsi ya da bir tanesi kullanılabilir. Bireyin tedavide içgörü kazanımı ve yaşadığı aşırı ve yersiz kaygıların temelleri gerçekçi sorgulama tekniği, yüzleşme ve psikolojik eğitim ile sağlanır. Bu süreçte destekleyici nitelikteki gevşeme ve nefes kontrolü sağlama teknikleri danışana anlatılır ve uygulama ödevleri verilir.

 

H.Mert ÖZAYDIN

Psikolog